iPad’i beklerken

Apple’ın dokunmatik ekranlı bilgisayarı iPad aradan aylar geçmesine rağmen Türkiye’de halen ‘resmi’ olarak satışa sunulmadı. Son olarak 17 temmuzda Migros’un da piyasaya sürdüğü cihaz tabir caizse kapış kapış gitti. Apple’in Türkiye resmi distribütörü Bilkom’u adeta şoka sokan bu gelişme Türkiye teknoloji gündemine de bomba gibi düştü. 16 temmuz günü Migros’un ilanını gazetede görmemle fotoğrafını çekip Twitter’a atmam bir oldu. Ben fotoğrafı geçtikten sonra zaten kıyamet de koptu.

Bilkom neden bekliyor?
Aplle’ın resmi temsilcisi dururken neden başka bir firma üstelik gıda toptancısı bu cihazı Türkiye’ye getirdi? Bu sorunun cevabı basit: Apple, Türkiye’yi yıllardır olduğu gibi ciddiye almıyor. Benzer sorun sansürlendiğini iddia ederek yaygara koparan Google için de geçerli. İş para kazanmaya gelince temsilcilik açan Google, vergi ve diğer konularda Türk hükümetini ciddiye bile almıyor . Bu arada Google’ın kazandığı gelirleri dünyanın hiçbir ülkesinde açıklamadığının da altını çizeyim.

iPad konusuna geri dönecek olursak: Bilkom’un aradan aylar geçmesine rağmen ürünü getirmemesini fırsat bilen bazı girişimciler cihazı getirip satmaya başlamıştı. Migros’un ilanlarının aksine iPad, ‘Türkiye’ye ilk kez’ onlar tarafından getirilmedi. Grey Market ya da Paralel ithalat adı verilen yöntemi kullanan İstanbul Bilişim ve Gold Bilgisayar birkaç aydır iPad satıyordu zaten. Migros da bu yöntemle ABD ve Duabi’deki iki ayrı distribütörden satın alarak cihazı Türkiye’ye getiriyor.  Bilkom’un neden hala beklediği ise tam bir muamma (onların da hatalı var ayrı konu). Görüşmelerin sürdüğünü biliyorum ama üzerinden aylar geçmesine rağmen böyle bir cihazın Türkiye resmi olarak gelmemesini de eksiklik olarak görüyorum.

Grey Market nedir?
Piyasada Grey Market ya da Paralel İthalat olarak bilinen yöntemde Türkiye’de yaygın servis ve bayi ağı bulunan firmaların devletten gerekli izinleri aldıktan sonra Türkiye temsilcisi firmalar dışında ürün satmasına verilen genel isim. Özellikle Trükiye’de temsilcisi bulunmayan ya da bulunduğu halde fiyatı yüksek olan ya da temsilcisi tarafından getirilmeyen ama halktan talep gören ürünler için bu yöntem sıklıkla kullanılıyor. Garanti konusunda ise ürünün temin edildiği yurtdışı menşeli distribütörlerden yardım alınıyor. Genelde elektronik cihazlar tamir olmadığı için varsa fabrika hatalarında bire bir değişim yapılıyor. Başıma gelmedi ama bu tip yöntemle alınan cihazların tamirinin sorun olduğu konusunda iddialar da var. Yani riski size ait bir konu. Öte yandan resmi temsilciden alınan garantili ürünlerde de bir sürü sorun olabiliyor, firmalar ayak diriyor ve tanıdığınız yoksa işiniz epey zorlaşıyor.

İşte Bilkom’un iPad’i hala getirmemiş olmasını fırsat bilen bazı firmalar cihazı getirdi ve satmaya başladı bile. Geçmişte de defalarda eleştirilen Bilkom, vatandaşlara beklemelerini ve resmi olarak cihazı almalarını tavsiye etti. Sanırım bazı frmalar hala 80’li yıllarda yaşadıklarını sanıyorlar. Devir hızlı olmayı gerektiriyor. Kimse birilerinin keyfini ya da paşa gönlünü bekleyebilecek bir durumda değil. ‘Ne getirirsem satar, ne verirsem gider’ mantığının sonu çoktan geldi. Bilkom daha hızlı ve atak olmak zorunda ama nedense böyle olamıyor.

Tüketim toplumuna dikkat
iPad gelsin diyoruz ama olayın bir diğer yönüne de dikkat çekmek isterim: Teknoloji konusunda ağırlıklı olarak tüketen taraftayız ne yazık ki. Elbette herşeyi üretmek günümüz ekonomi anlayışında mantıklı değil. Ancak üretilen cihazlara da katmadeğer ekleyebilmek gerekiyor. iPad ve benzeri cihazlar bizim gibi ülkeler için önemli çünkü iyi olduğumuz bir konuyla ilgili ürünler: Yazılım. Yazılım konusunda Türkiye oldukça iyi ve bu potansiyelini daha da geliştirebilir ve geliştirmeli. Bence iPad gibi cihazların Türkiye gelmesi bu anlamda önemli.

Ancak önemli diye de cebindeki son kuruşu ya da kredi kartındaki son limitin böyle ürünlere harcanmasına karşıyım. Konu elektronik cihaz olunca kendinizi kaybetmeden ihtiyaçlarımızı doğru belirleyip ona göre seçim yapmanızı öneririm.

Dipnot: Henüz bir iPad’im yok. Kısa vadede de almayı düşünmüyorum.

Comments

comments

Özgür Çetin

Teknoloji konularına meraklı aile babası Özgür Çetin'in bloğundasınız. Yaklaşık 15 yıldır teknoloji üzerine yazılı ve videolu içerikler üreten Özgür Çetin, İstanbul Üniversitesi Fizik bölümü mezunudur. İnternet dünyasına 1999 yılında NTVMSNBC ile giriş yapan yazar 8 yıl boyunca sitenin arayüzünden sorumlu olarak çalıştı. Ayrıca PCWorld, PC Magazine, National Geographic Türkiye, Gezgin gibi birçok dergide yazılar kaleme aldı, projeler üretti. Cnet Türkiye, ShiftDelete.Net gibi internet sitelerinde çalıştı. Bir dönem Referans Gazetesi Teknoloji Editörlüğü de yapan Çetin, birçok televizyon kanalında teknoloji üzerine programlar da hazırladı. Evli ve bir kızı olan yazar, Bilişim Muhabirleri Derneği Yönetim Kurulu üyesidir.

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked