Cepte Android tercih ediyorum

Markalar konusunda fanatikliği sevmem ve doğru bulmam. İlla ‘şu marka ayakkabı giyeyim’, ‘şu marka bilgisayar kullanayım ‘ ya da ‘şu marka araba kullanayım’ gibi zorunluklarım da yoktur. Beğendiğim ve severek kullandığım markalar olsa da bu konularda çok takıntılı olmamak gerektiğine inanıyorum.

Aynı durum telefon için de geçerli. Neredeyse futbol takımları gibi fanatiklerin türediği bu alanda, en iyisinin kendi kullandıkları modeller olduğu konusunda iddialı insanlar var. Elbette bir markayı sevmek gayet normal ama fanatizm ayrı bir konu ve  hastalık derecesinde olmaması gerekiyor.

Telefonda tercihim ise 2008 yılından beri Android işletim sistemi. Bunun birçok sebebi var. Bu yazımda Android işletim sisteminin (bana göre) artı ve eksilerini anlatacağım.

Steve Jobs’un ardından

Apple’ın kurucusu Steve Jobs, 5 Ekim günü aramızdan ayrıldı. Ne tesadüftür ki bir gün önce iPhone 4S’in tanıtımı yapılmıştı.  Apple fanatiği değilim, Steve Jobs’u da insan üstü bir varlık olarak görmüyorum. Ama teknoloji dünyası için önemli biriydi Steve Jobs. Hem de her türlü takıntı, obsesisif ve egosantrik davranışlarına rağmen. Bugün dünya çapında 250 milyon insan ondan izler taşıyan bilgisayar, cep telefonu, MP3 çalar ve benzeri ürünler kullanıyor.

Bana göre ‘Teknoloji basitleştiren insan’ olan Steve Jobs ile ilgili böyle bir yazı yazmak için biraz bekledim. Hem ortalık sakinleşsin hem de düşüncelerimi daha rahat odaklamak için beklemeyi tercih ettim.

Evdeki multimedya sistemim

Televizyonla arası olan biri değilim. Fırsat buldukça izlemeye çalışsam da çok vaktim olmadığından gündemi farklı yöntemlerle takip etmeye çalışıyorum. Ancak iş film izlemeye gelince o konuda özel çaba gösteriyorum. Evde film izlemek için kurduğum birak karmaşık ve tıkır tıkır çalışan bir sistemim var. Teknoloji o kadar gelişti ama bazı konularda ciddi anlamda kafa yormadan çözüm üretemiyorsunuz.

Ekonomik gerçekleri anlatan bir kitap: Kafes

Kafes, son yıllarda okuduğum en güzel kitaplardan biri. İtiraf etmek gerekirse kendi adıma geç keşfettiğim bir yazar John Perkins. Zeitgeist belgesel serilerini takip edenlerin yakından tanıyacağı bir isim Perkins. Yazarın ‘Bir Tetikçinin İtirafları’ ismiyle farklı kitapları var. Kafes de o serinin devamı niteliğinde.

ADSL’le vedalaştım

İnternetle ilk tanışmam çevirmeli ağlar ile olmuştu. Sanırım sene 1995 idi. Eve bilgisayar almanın lüks sayıldığı dönemler kapanmak üzereyken zar zor biriktirdiğim para ile ilk kişisel bilgisayarımı almıştım. Bilgisayarın internet olmadan bir işe yaramayacağını o zamanlar farkederek bir de internet abonesi olmuştum. O dönemler (yeni nesilin hatırlayamayacağı) modemlerle ‘civ civ’ öten özel bir sesle bağlantı kurardık. Hızımız ise önceleri 16, sonra 32, sonra da 56 kbps oldu.

Toplam 35 sayfa, 10. sayfa gösteriliyor.« İlk Yazı...89101112...2030...Son Yazı »